Prof Dr Veysel Ulusoy:  Sansürle  ekonomik gelişme olur mu? - 2022

Prof Dr Veysel Ulusoy:  Sansürle  ekonomik gelişme olur mu? – 2022



Hani övünürüz ya dünya ekonomileri arasında en büyük ilk 20’deyiz diye…

Boşa övünmedir bu çoğu vakit. Çünkü sizin büyüklüğünüz hacminizle ilgilidir bu biçim ölçümlerde. Ne kadar alanınız ve nüfus yoğunluğunuz varsa, ekonomik büyüklüğünüz de ona paralellik gösterir.

Refahın bir ölçüsü değildir genel olarak. Büyük ülkeler fazla üretir ve fazla ekonomik değer yaratır fikri bir çok zaman geçerli bir yaklaşımdır bu mevzuda.

Bu toplam değeri nüfusa yahut çalışan sayısına bölerseniz, elde ettiğiniz kıymet refahınızı ortaya çıkarandır. Bu değer şu anda revizyonları çıkardığımızda ülkemizde şahıs başına 6 bin ile 6 bin 500 ABD Doları civarındadır.

Bakmayın siz revizyonla şişirilen verilere… İstatistikler bu hakikatı tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.

 

Bunun en büyük göstergesi sokaktaki harcama kabiliyetiniz, üretimde firma yatırımları ve kamuda da devlet harcamalarıdır. Tüm bunlara ihracat ve ithalatı kattığınızda yalın resim önümüzde bütün yönleriyle görülmektedir.

 

SANSÜR VE DEMOKRATİK DEĞERLERDE AZALMA

Toplumun refahını etkileyen en mühim faktörlerden birisi demokrasi seviyesi ve kurumsal altyapıdaki gelişmedir. Bunlar refah artışı için ehil değil fakat gereklidir. 1990’ların aksine, günümüzde ekonomik araştırmalar ve yayınlar demokrasi ile ekonomik gelişme içinde, teknolojik değişim ve dış ticaret kanalıyla ithal ikamesinin de yardımı ile, oldukça kuvvetli ve aynı yönde bağlantıyı gösteriyor.

Yani demokrasi tabanına oturmuş bir refah seviyesinin bütün göstergeleri bu yapıyı oldukca açık bir biçimde ortaya çıkarıyor.

 

Bu çalışmalara referans ve veri kaynağı oluşturacak bir projeden, bir sürekli malumat kaynağından bahsederek sansür konusuyla birleştirmek isterim… Bu kapsamda da sansürün demokrasinin tam tersi bir gösterge bulunduğunu belirtmeye gerek kalmış mıdır, bilmiyorum.

 

Dünya Bankası 2018 yılından bu yana insan sermayesi endeksi verilerini her ülke için yıllara gore oluşturmaktadır. Ölçülen ülkeler içinde sıramızın ne bulunduğunun artık bir önemi yok sanırım. Ölçümlerde banka okullaşma, hayatta kalma olasılığı, öğrenme temelli okullaşma süresi ve hormonize edilmiş uluslararası kontrol sonuçları ile ülke insan sermayesinin seviyesini oluşturmaktadır. Bunu yaparken de adam ve kız öğrencilere bakılırsa de karşılaştırmalı analiz yapmaktadır.

 

Ne var bu verilerde biliyor musunuz?

 

Neredeyse bütün öğrenme ve okullaşma göstergelerinde kız öğrencilerin erkeklere olan üstünlüğü…

Bir şey daha var… Hem de oldukça ciddi ve üzerinde durulması ihtiyaç duyulan bir gösterge. En zenginlerin, gelir tabakasında tabanda olan yüzde 20’lik gruba nazaran yüzde 60 daha çok insan sermayesi biriktirdiği hakikatı var.

Eşitsizliği, gelir dağılımını ve geleceğin fotoğrafını etkileyenler içinde bir gerçek hem de.

Esasında bu tür veriler ekonomik ve öteki politikaları şekillendirir ve önlemler ona gore alınır, fırsatlar ona gore değerlendirilir.

 

Bizde…

 

Ülke ekonomisini ve sosyal ilerlemeyi yukarılara taşımak için yoksul ailelerin kız çocuklarına/öğrencilerine geniş olanaklar yaratmak gerekirken işimizi gücümüzü bırakıp sıkıdüzen yasalarını genişleten bir yan akıl var bizde.

 

Yan aklın aklı doğru değil.

 

 

Kaynak:  Cumhuriyet

 

Prof. Mehmet Hasan Eken: Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyet Dönemi Ekonomik Büyüme Üzerine Bir Analiz (3)

 

 

Prof. Tahsin Bakırtaş: Yükselen Milliyetçi Sağa Karşı İlerici Kalkınma Modeli

 

Daron Acemoğlu ile söyleşi: Batı, Türk ekonomisine güveniyor mu? Demokrasi olmadan kalkınma olur mu?

 

 

Book of Ra