Kredilerde işdünyasına kazan kaldırtan tablo - 2022

Kredilerde işdünyasına kazan kaldırtan tablo – 2022



AKP hükümetinin çok şirin bir huyu var. Ona destek verip de toplum ve tarikat   üyesi olmayan herkesi satıyor, sonrasında da vatan haini ilan ediyor. İlk seçildiğinde merkez-sağ ve merkez-soldan yaptığı transferlerle merkeziyetçi sosu sunulmuştu, onların tüm bunlar şutlandı. Arkasından 2ci  Cumhuriyetçiler geldi, onların de defteri 2010 Anayasa Referandumundan sonrasında dürüldü, bir çoğu hapislerde süründü. Sırada işdünyası var. Onlar da 20 yıldır aralıksız yardımcı verdikleri Erdoğan hükümetinden bir şey istemeye ya da yakınmaya gittiklerinde anında tu-kaka oluyorlar. İtirazlar devam ederse, aleyhlerinde yandaş basında dehşet verici bir çamur atma kampanyası ve Vergi İdaresi ve Rekabet Kurulu  soruşturmaları başlıyor.

 

Şimdi son bir ayda işdünyasına kazan kaldırtan uygulamaya gelelim: Kredi bulunmuyor. Bu suçlama doğru mu?  Krediyi vermeyen banka mu suçlu, yoksa onun kulağına “fren yap, yoksa ben yaptırırım” diye fısıldayanlar mı?   Böyle bir fısıldama varsa, sebebi ne olabilir? Sonunda kim kazanacak?  “Benden olmayan bana karşıdır” düsturu izleyen hükümet işdünyasını sopa diretmesiyle desteğini sürdürmeye zorlayabilir mi?  Yoksa, teslim olup yeniden kredi musluklarını açacak mı?

 

Görünürde, kredi darlığı diye bir şey yok. 5 Ağustos tarihli, TCMB kaynaklı kredi-mevduat verileri kredi hacminin genişlemeye devam ettiğini gösteriyor:

Yukardaki tabloya baktığımızda, kredi hacminin hem ticari, bununla birlikte tüketici segmentlerinde haftalık %0.3, 8-haftalık hareketli averajda da %0.5 genişlediğini görüyoruz.  Yani krediler yavaşlıyor, fakat daralma yok.

Velakin, krediler haftadan-haftaya ve ekonominin ritmine göre büyük oynaklık gösterir. Bu nedenle, TCMB’nin kredi gelişmelerini takip etmiş olduğu 13-haftalık hareketli ortalamaya göz atmak lazım.  Aşağıdaki grafik Temmuz’un 3cü haftasına ilişkin, ama trend olarak günceldir.

İşte işdünyasına kazan kaldırtan manzaranın ilk fotoğrafı:  Mayıs gibi yıllıklandırılmış olarak %60’lara fırlayan kredi ivmesi, 22 Temmuz’da %40 dibine düşmüş.  Hatırlayalım, işletme sermayesi ve tedarik amacıyla kullanılan ticari kredilerde vade 1-3 ay kadar kısa. Şirket, daha 2 ay önce rahatça kredi bulurken, şimdi her 3 şirketten biri geri çevriliyor.

Üstelik yenilediği kredinin faizinde de vahşi bir tırmanış var:

 

Bir daha vurgulayalım:  Eskiden makul teminatı olan her şirketin kredisi yenilenirken, şimdi bir çoğu geri çevriliyor, kredi bulana da fahiş bir ürem geçiriliyor.  Türkiye’de krediyle üretim ve ticaret yapmak genel kuraldır, hiçbir şirket kendi özsermayesini kullanarak tüm faaliyetleri ve stok değişimlerini finanse etmez.

Kredi miktarı ve faizlerdeki oynaklık bütün işdünyasının üretmesi, vadeli satması ve stok planlaması yapmasını nerdeyse katiyen kılıyor.

 

 

Bu kısım seçmelidir-istemeyen okumasın

Burada bir iki parantez açmakta fayda var. İlkin, yukardaki tabloda gördüğünüz üzere tüketici kredileri ticariden daha sert yükselen faizlere karşın almış başını gitmiş.  Ama merak etmeyin, bu trend bıçak benzer biçimde kesilecek, şundan dolayı artık ihtiyaç kredisiyle döviz almayacağı taahhüt etmek şeklinde garip uygulamalarla açıkça tüketiciye ”kredi kullanma artık” deniyor.

 

İkincisi, bankaların kredilerden fahiş kar ettiği suçlaması. Evet, KKM sayesinde ucuza mevduat toplayan bankaların brüt ürem marjı yaz aylarında kabardıkça kabarmış. Borsa’ya açıklanan  2Ç2022 banka  mali tablolarında patlayan karlılığı işte bu makas genişlemesi izah ediyor. Bir oldukça kaynağa bakılırsa, mevduat maliyetinin önemli bölümünü KKM vasıtasıyla devlete yıkan banka, kredi talebinin canlı olmasından faydalanarak küpünü doldurmaya bakıyor. Bir ikinci görüşe göre bankalar arasında bulunduğumuz negatif reel ürem ve sopayla yönetim edilen döviz kur diyetinin uzun sürmeyeceğini görmüş oldu, elden erişince kredi faizlerini normalleşecek para politikası (süratli ve sürekli yükselen TCMB faizleri) ve sert bir devaluasyon yemek döviz kuruna bakılırsa fiyatlıyor. Benden size üçüncü bir görüş:  BDDK ve/veya TCMB bankalara telefon açıp “Bu kadar kredi vermeyin, lan!” diye çömkürüyor. Bankalar bir kısım borçlanıcıya kredi skorunu bahane ederken, kredi talebini daha da soğutmak için yüksek faiz mekanizmasını kullanıyor.

En en son da, kredi hacmi ne olmalı sorusuna cevap arayalım. Eğer bir iktisat senede %80 enflasyon üretiyorsa (Yİ-ÜFE ise %145) ve resmi politika ekonomiyi büyütmekse, kredi kütlesinin yıllıklandırılmış olarak %85-95 bandında büyümesi istenir. Bu kıstasa nazaran, son bir yılda %67 büyüyen krediler daraltıcı para politikasını işaret ediyor. Hesabımız hem ticari aynı zamanda bireysel kredileri kapsadığına nazaran, geçerli enflasyon ölçeği olarak TÜFE+Yİ-ÜFE ortalamasını kullanırsak, kısaca %115 benzer biçimde bir nominal büyüme hedefi varsayarsak, gerçek kredilerin akıl almaz ölçüde daraldığını farkederiz. Bence iş dünyası da hesabını bu şekilde yapıyor, ve ağır kabızlık çekiyor.

Enflasyon yeni yılda coştuğu için, hesabı 2022 yılına sınırlandıralım.

Temmuz itibarıyla yılbaşından bu yana TÜFE %45.7, Yİ-ÜFE %70 artarken, toplam kredi artışı %35’te kalmış.

 

Bu noktada sadede döndüm, şimdi okuyun

 

Özetle, nerden bakarsak bakalım, gerçek kredi stoğu oldukça sert  halde daralıyor. Sürekli değişen maliyetlerden girdi ve yığın yenilemek zorunda olan finans-dışı kesim bir hızlanıp, bir yavaşlayan, ama asla  ihtiyacını tam karşılamayan kredilerden mağdur.

Hükümet niye bu şekilde yapıyor? Çok rahat, enflasyon ve kur istikrarsızlığı sıkıntı. Bunları geleneksel para politikası ile çözemiyoruz. O vakit, ekonomiye müdahaleyi kredi hızıyla oynayarak yapıyoruz. Yaz aylarında  döviz kuru hareketlenince, kredilerde frene basma emri gitti merkezden herkese.

Peki, bu ucube eşzamanlı gaz-fren politikası sürer mi?  Yok, efendim nerde? Geçen hafta basında çıkan haberlere gore, kamu bankaları özel sektörle toplantıda “Yılbaşına kadar dayanın, sonra yine gaza basarız” demişler. Ama, hükümetin kredi kısıtlamaları ile sıkı para politikası uygulama hevesi bu kadar da sürmedi. Bakalım Anadolu sermayesinin sözcüsü TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ne diyor:

“3 gündür gördüğümüz bir şey var, amme bankalarında bir rehavet başladığı, bütün Türkiye’de bana dönüşler başladı. ‘Kamu bankalarının Haziran 25’ten sonrasında kredi kullanımında çıkarttığı zorluk artık normalleşmeye geldi başkanım’ diyorlar”.

Özel bankalarda cimrilik sürüyor, ama, hey, onlar hükümetle o kadar mısra-mısra yaşıyor ki, birkaç gün sonra gaza basarlar.

Sonuçlar?  İşdünyası bir nebze soluk alır, fakat iç talep kontrol dibine alınamaz. Sürekli tırmanan enflasyon hane halkı tüketimini  öne çektiği için, enflasyon bir vites daha hızlanır. Tüketilen her şeyde ithal girdi olduğu için cari açık  daha hızlı genişler.

Son soruya da yanıt vereyim: Kredi sıkıntısı hafifleyen işdünyası yeniden AKP’ye yardımcı olur mi?  Verir mi hakkaten?

  • Her fiyat arttırdığında fahiş fiyat soruşturması yiyip, istifçi ilan edilen…
  • Yurtdışına para kaçırılmış olduğu suçlamasıyla karşılaşan,
  • Döviz hasılatının %40-50’ne el konulan,
  • Dolarla çek-senet dahi yazamayan,
  • Artık Beşli Çete’den arta kalan kırıntı dozundaki ihaleleri de dini cemaatlere kaptıran,
  • Enflasyon yüzünden sürekli sermayesi eriyen.
  • Ağzını açıp şikayet etse, anında ensesine kamunun çökerek burnundan kan almış olduğu bir camia bu tarz şeyleri yapana oy verir mi?

 

FÖŞ

 

FÖŞ  yazdı:  Dünyada konut krizi, Türkiye’de mesken balonu

 

Atilla Yeşilada: Artık TL’nin değer kazanması da Erdoğan’a oy getirmez

 

FÖŞ yanıldı mı? & Dolarda karanlık günler!