İddia:  SPK’de rüşvetin tarifesi yüzde 3’ten başlıyor - 2022

İddia:  SPK’de rüşvetin tarifesi yüzde 3’ten başlıyor – 2022



 

Sedat Peker’in SPK’nın  halka arz ve sermaye artırımlarında rüşvet talep etmiş olduğu suçlamaları tam anlamıyla Pandora’nın Kutusunu açtı. 2 milyondan fazla bireysel Borsa yatırımcısına haiz Türkiye’de bu iddianın samimi, köklü ve vatandaşın vicdanını rahatlatacak şekilde araştırılması şart.

Fakat, böyle bir girişimin başlaması da zor. Çünkü, yine İDDİAYA gore, işin ucu Saray diyetine dayanıyor.  Savcılığın SPK skandalı iddialarının üstünü kapatması zımnen Saray’ı da zan dibine sokacak.

ParaAnaliz olarak işimiz oldukca zor. Bir yanda, bir ekonomi ve finans sitesi olarak Borsa’da birikimi olan okurlarımızı bilgilendirme görevi yapıyoruz. Öte yanda, adalet önünde kanıtlanmamış iddiaları paylaşmanın vicdani yükünü taşıyoruz.

Bu derlemede rüşvet iddialarını yorum yapmadan, bunların SADECE İDDİA olduğu ve ispata MUHTAÇ olduğunu vurgulayarak okurlarımıza sunduk. Basın Tanrısı günahımızı affetsin…

 

Önce, T24 yazarı Gökçer Tahincioğlu’yla başlamış olalım. Bakalım, rüşvet ve  komisyon bürokraside daha önce de gözlenmiş mi?

“Gündemde yine Sedat Peker’in iddiaları ve derhal arkasından başlamış olan rüşvet ve komisyon soruşturması var.

AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, boşanmak istediği ve 2,5 milyon dolar istek ettiği eşi Türk Hava Kurumu Üniversitesi eski Rektörü Ünsal Ban, Taşkesenlioğlu’nun kardeşi, eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Cumhurbaşkanlığı danışmanları olayın merkezinde.

Şu ana kadar gözaltına alınan tek isim Ünsal Ban. Ban hakkında gözaltı sonucu ise Peker’in paylaştığı video kaydından sonrasında verildi.

Savcılık, bir iş insanının “Benden rüşvet ve komisyon istediler” beyanını yeterli görmemiş olacak ki günler sonra, video kaydının Peker’e sızdırıldığı iddiaları üzerine harekete geçti.

Tartışmanın odak noktası, Sermaye Piyasası Kurulu’nda yasal işlerin yapılabilmesi için Cumhurbaşkanlığı danışmanlarına bile komisyon verilmesi gerektiği iddiası.

İddiaların gündeme gelmesinin ardından derhal herkes, Ankara’da bu iddiaların iyi mi karşılandığını, rüşvet ve komisyon konusunda bir havuz olup olmadığını, işlerin iyi mi yürüdüğünü konuşuyor.

Bilinen sırlar bunlar.

 

Ancak Ankara’da öyle alışkanlıklar oluşmuş durumda ki bu işi tek seferliğine yapmayıp, harbiden meslek edinenler bile pastadan hisse kaptırmamak adına savaşım vermek zorunda kalıyor.

Zira derhal her kurumda, ustalaşmış komisyoncular, makamdan ve unvandan yararlananların yanında “benim neyim eksik” diyenler, geç kaldığını, süratli hareket etmesi icap ettiğini düşünenler var.

 

Bakın bunlar da İDDİA,  fakat bürokraside fazlaca yaygın bir komisyon ve hanut tahsilatı geleneği yerleştiğine dair karine oluşturur. Cumhuriyet yazarı Miyase İlknur’un suçlamalarını da dikkate almamızı gerektirir:

 

Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun, SPK başkanı olmasından sonra bir yandan eniştesi öteki taraftan cumhurbaşkanı danışmanları, halka arz ve bedelli pay dağıtımı için SPK’den talepte bulunan şirketlerin işlerini kolaylaştırıcı görevler üstlendiler. Elbette bedeli mukabilinde verilen bu hizmetler için Next Level’daki büro kullanıldı. Bu işlerin hallolması için zaman zaman şirketler onları buldu, bir çok zaman da onlar şirketleri. Halka arzın ve bedelli hisse dağıtımı izni almanın da tarifeleri bu ofiste belirlenmişti. Halka arzın tarifesi, Taşkesenlioğlu döneminde yüzde 3-4 oranında bulunmasına karşın birtakım şirketlerden daha yüksek istendiği de oluyor. En son bir SPK başkan yardımcısının halka açılmak isteyen şirketten yüzde 8 istediği, borsa çevrelerinde konuşuluyor.

 

 

 

SPK’de rüşvet karşılığı yapılan işler, çevrilen dolaplar, batık şirketlerin halka arzına veya bedelli pay dağıtımına rüşvet karşılığı izin verilmesi bir haftadan beri gündemdeki yerini koruyor.

 

Şu ana kadar iki Cumhurbaşkanlığı danışmanının istifasına yol açan skandallar serisinin daha tepe noktalara ulaşmadan kapatılması, aynı sistemin bir müddet sonra bu kere başka isimler tarafınca yürütülmesinin de önünü açar.

 

Ali Fuat Taşkesenlioğlu, SPK başkanı olmadan ilkin de bu işlerin yapıldığı biliniyor. Ancak Taşkesenlioğlu döneminde bu yöntem artık herkesin kabullendiği, daha doğrusu kabullenmek zorunda kaldığı vakayi adiyeden bir iş halini aldı. Zaten Taşkesenlioğlu’nun SPK başkanlığından sonrasında, halka açılan şirketlerde bir patlama olduğu görülecektir. Bu şirketlerin bazılarının battığı da.

 

(AKP’li Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun eşi Ünsal Ban)

 

 

 

BİR TAŞLA BİRKAÇ KUŞ

İncelenmesi ihtiyaç duyulan bir öteki mevzu da bu şirketlerin halka arzında hangi danışmanlık şirketlerinin kullanıldığı. Çünkü sadece halka arza onay verilmesi, Next Level’daki ofiste bağlanmıyor. Şirketlerin hangi aracı kurum ve danışmanlık şirketleri tarafınca halk arzı gerçekleştireceği bu ofiste belirleniyor. Yani bir taşla birkaç kuş vuruluyor. Bir hisse da o aracı şirketlere gitmeli ki onlardan da pay alınabilinsin.

 

Sistem şöyle işliyordu: Halka açılmak isteyen bir firma, SPK’nin Ortaklıklar Finansman Dairesi’ne başvuruyor. Bu daireye başvuruda bulunan şirketlerin listesi aynı gün Ünsal Ban’a ve Next Level’daki ofisin sakinlerine gidiyor. Bunar da listeyi alıp şirketleri bir bir arıyorlar. Şirket “Ben halka açılmak istiyorum ne yapmam lazım” diye soruyor. Ünsal Ban yahut danışmanlar da bunlara “Halka arzını kolaylaştırmak ister misiniz?” diye soruyor. Bu soruya kim “Hayır” diyebilir ki…

 

Görüşmek üzere şirkete, Next Level’daki danışmanlık ofisinin adresi veriliyor.

 

Halka arz iki türlü oluyor: Bir, sıfırdan halka açılmak bir de bedelli kapital artırımı ile halka açılmak. Bunun ikisinin de tarifesi var. Bazen SPK başkanının tarifesi ile yardımcısının tarifesi farklı olabiliyor.

 

 

Bu haberin devamını okumak için tıklayın

 

Dr Cüneyt Akman:  SEDAT PEKER AÇIKLADI gıda stock’lamalı

 

Thodex’te şimdi ne olacak? Mağdurlar parasını alabilecek mi?