Her iki eczaneden biri kapanmak üzere; Çözülmezse, deva krizi şeklinde olacak! - 2022

Her iki eczaneden biri kapanmak üzere; Çözülmezse, deva krizi şeklinde olacak! – 2022



Türkiye’deki 45 bini aşkın eczanenin, 28 bin 700’ü kepenk indirmemek için mücadele ediyor. Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Ecz. Arman Üney, her iki eczaneden birinin kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, “Ecza depolarına ödemeleri biriken eczacılar, borçlanarak bir kredi borcunu bir başka krediyle ödemeye emek vererek hizmete devam edebiliyor” dedi. İlaç yokluklarının eczane yokluklarına dönüşmek suretiyle bulunduğunu söyleyen Üney, “Çözüm bulunmazsa eczane yoklukları da yaşanacak” dedi.

Sağlık politikalarından etkilenen mühim alanlardan biri de eczaneler. Kamunun tasarruf ve kararlarından kaynaklanan ekonomik problemler, ancak ilaç temin etmekle kalmayan, sağlıkla ilgili pek çok konuda danışmanlık hizmeti de veren eczaneleri var olma mücadelesiyle karşı karşıya bırakıyor.

TEB, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la müzakere ve dertlerini anlatmayı istese de randevu taleplerine hemen hemen dönülmedi.

Kamuoyunun sorunlarını fark etmesi için harekete geçen eczacılar, eczane kapatmaya kadar uzanan bir eylemlilik sürecine girdi. Ekim ortalarında Ankara’da büyük eczacı mitingi hazırlık komitesi oluşturuldu. 23 Eylül’deki Dördüncü Başkanlar Kurulu toplantısının peşinden miting günü ilan edilecek.

‘Hak ettiği kıymeti göremez bir noktaya geldiler’

Eczacıların sorunlarını Üney’den dinledik:

Her iki eczaneden birinin kapanma noktasında olması fazlaca ciddi bir konum. Buraya iyi mi gelindi?

Eczacılar olarak uzun süredir ağır bir dar boğazdan geçiyoruz. Gerçekten fazlaca ciddi ve üstünde dikkatle düşünülmesi ihtiyaç duyulan bir durum. Çünkü eczacılar herkesin en kolay ulaştığı birinci basamak esenlik danışmanları, eczaneler de birinci basamak sıhhat merkezleri. Eczacılar, hastalarımızın sokağındaki en yakın sıhhat danışmanları olarak yıllardır kamu yararına bir hizmet sunuyorlar. Ancak amme otoritesi nezdinde eczacılık mesleği ve eczacılar hak ettiği kıymeti göremez bir noktaya geldiler. Eczacılık mesleği, benzeri daha önce hiç görülmemiş bir ekonomik tehdit altında. 13 senedir değiştirilmeyen ilaç fiyat kararnamesine Temmuz 2022’de yapılan müdahaleler, eczacıların derdine derman olacak özellikte de değil. 13 yıllık tahribatın üzerine bir de ekonomik krizin eklenmesi eczacıları tamamen tüketti.

‘Hiç bu kadar ağır sonuçlarının olacağı bir dönem geçirmedik’

Eczaneler hiç bu kadar fena bir dönemden geçti mi?

Eczanelerin geçmişte de zor günlerden geçtiği oldu. Ancak hiç bu kadar ağır sonuçlarının olacağı bir dönem geçirmedik. Bunu sadece ben değil, uzun senelerdir eczacılık yapan meslektaşlarımız dile getiriyor. Elbette geçmiş dönemlerde de sorunlarımız vardı fakat şu anda eczaneler gerçek anlamda bir mevcudiyet- yokluk mücadelesi veriyor. Zaten bu ayakta kalma mücadelesinin artık katlanılmaz hale gelmesi bizi bugün bu noktaya getirdi.

‘Son güncelleme 13 senelik tahribatı onarmaktan oldukca uzak’

İlaç kademelerinin yine düzenlenmesini vurguluyorsunuz. Sizin için niçin önemli?

Eczane kazançlarının da belirlendiği İlaç Fiyat Kararnamesi’nde yer alan baremler son olarak 17 Ocak 2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar’la düzenlendi. Buna nazaran söz mevzusu baremler deva fiyatlarına bağlı olarak yapılandırılmış beş kademeden oluşuyor. 13 sene boyunca bu kararnamede eczacılara ilişkin bir düzen yapılmadı. Yani 13 yıl öncenin ekonomik koşullarına nazaran belirlenen baremler üstünden eczacıların hayatlarını sürdürmeleri istendi.

Israrlı taleplerimiz sonucunda 8 Temmuz 2022 tarihli düzenlemeyle nihayet kararname güncellendi. Ama bu güncelleme 13 senelik tahribatı onarmaktan çok uzak. Sadece eczane karlılıklarında kademelere bakılırsa ilk üç kademede üç ünite, dördüncü kademede iki ünite ve beşinci kademedeyse bir birim artırıldı. Ancak bu kademelerin tanımlandığı ve yaklaşık 14 yıl ilkin belirlenmiş olan baremlerde herhangi bir düzen olmadı. Ekonomik sorunlarımızı çözemedi.

13 yılda neler değişti peki?

Yıllar içindeki kur kaynaklı fiyat ayarlamaları ve fiyat artışları göz önünde bulundurulduğunda bu kademelerin eczacılık hizmetleri açısından bir gerçekliği kalmadı. Özellikle döviz kurundaki oynamaların pik yaptığı son üç-dört yılda eczacılar açısında bu sıkıntılar baş edilemez boyuta geldi. Çünkü bu süreçte ilaçların büyük bir bölümü üst kademelere kaydı. Baremlere dâhil olan ilaç pazar oranı oranlarına baktığımızda; 2009’de ilk üç kademedeki ilaçların pazar payı yüzde 77,63’tü, bugünse yüzde 47’e düştü. İlk üç kademedeki ilaçların pazar payı her ilaç fiyat artışı hemen sonra karlılığın azaldığı üst baremlere geçiyor.

2009’da dördüncü kademedeki ilaçların oranı yüzde 5,76 iken bugün yüzde 8,72’ye çıktı. Yine 2009’da beşinci kademedeki ilaçların pazar oranı yüzde 16,62’den bugün yüzde 44,28’e çıktı. Baremlerin kapsadığı pazar payındaki değişiklik ve eczane karlılığındaki azalma belirtilen bu oranlarla net şekilde görülüyor. Enflasyon oranlarına baktığımızda, 2009’da yüzde 6,53 olan enflasyon oranı bugün resmi rakamlara bakılırsa yüzde 80,21’e ulaşmış durumda. 2009’da 666 lira olan asgari ücret, bugün 5 bin 500 lira. Eczanelerde ortalama üç personel çalışıyor. Dolayısıyla eczacılarımızın gelirinde oransal bir artış olmadan giderleri oldukça arttı.

İlaç firmaları, depolar da sizin şeklinde ilaçla direkt ilişkili. Benzer sorunları onlar yaşıyor mu? Sadece eczanelerde mi sıkıntı bu kadar büyük?

Sorunun odağında ilaç olduğundan, kuşkusuz sıkıntılar ilaç firmalarını da ecza depolarını da etkileyen yansımalara neden oluyor. Biz bu nedenle baştan beri kamu otoritesinin, mevzunun bütün muhataplarıyla beraber bir araya gelip soruna kalıcı bir çözüm bulması icap ettiğini savunuyoruz.

Krediyle başka bir kredi borcunu ödeyen eczacılardan söz ediliyor…

2019’da 12 bin 148 meslektaşımızın katılımıyla Eczanelerde Ekonomik ve Finansal Durum Araştırması yaptık. Gördük ki depolara ilaç borçlarını ödemek için yüzde 57’si bir, yüzde 37’si iki kredi birden kullanıyor. Bir krediyle borçlarını kapatamayınca, başka bir krediyle kapamak için uğraşıyorlar. Eczacıların yüzde 77,9’ unun işyeri kendine ilişkin mülk değil, kira.  Aylık yaklaşık hasılatı arttıkça ödediği aylık kira bedeli de artıyor. TÜFE oranları esas alındığında, eczane giderleri ancak son iki yılda 2,5 katına çıktı. Meslektaşlarımız, kira, elektrik, doğalgaz ve personel gideri şeklinde en temel işletme giderlerini dahi karşılamakta güçlük çekiyor. Ecza depolarına ödemeleri biriken eczacılar, bir kredi borcunu bir başka krediyle ödemeye emek vererek, borçlanarak, kredi kullanarak hizmete devam ediyor.

 

Yazının Devamına Buradan Ulaşabilirsiniz