Haluk Bürümcekci yazdı: Türkiye dış borçlarını geri ödeyemeyecek durumda mı? - 2022

Haluk Bürümcekci yazdı: Türkiye dış borçlarını geri ödeyemeyecek durumda mı? – 2022



Türkiye ekonomisinde upuzun bir süredir uygulanan makroekonomik dengesizlikleri artırıcı ve ekonomi teorileriyle ahenkli olmayan politikaların enflasyon ve cari balans gibi makro büyüklüklere olumsuz yansıması kaçınılmaz halde gerçekleşiyor. Bu gelişmelerin finansal göstergelere yansıması ise adına makroihtiyati denilen fakat aslına bakarsak finans kesimi ve reel sektöre çeşitli dayatmaları içeren yan yollarla engellenmeye çalışılıyor.

 

Bu ise başta mevduat, kredi ve tahvil piyasasındaki faizler olmak üzere birçok piyasa göstergesini gösterge olmaktan çıkarmış durumda. Dolayısıyla çıkış imkanı kabul eden yabancı yatırımcı bir saniye zaman kaybetmiyor.

 

Nitekim, 2013 yılı ortalarında 82 ve 69 milyar dolar ile rekor seviyede bulunan yabancı yatırımcının pay senedi ve devlet tahvili portföyü, temmuz ayı başlangıcında 15 ve 2.2 milyar dolar ile rekor düşük seviyelere inmiş durumda. Elbette bu vaziyet kamunun ve alakalı otoritelerinin (TCMB, BDDK ve SPK) hakim olduğu piyasalar için geçerli, Türkiye’nin risk primini gösteren CDS oranları ve Eurobond faizleri şeklinde kamunun test etmesi olası olmayan göstergeler ise yükselişini sürdürüyor.

 

Default riski var mı?

Geçtiğimiz günlerde CDS oranları 900’e yaklaşarak 2008 küresel finansal krizindeki seviyelerini aşmış ve Türkiye’nin 2001 krizi sonrası görmüş olduğu seviyelere yaklaşmış durumda. Dikkat çeken bu gelişme sonrası, son günlerde bu enstrümanla ilgili malumat veren birçok yazı okuduğunuzu tahmin ettiğimden bu yazının mevzusu böylesi bir tanıtım olmayacak, niye bu seviyelere yükseldiğinin nedenlerini de sıralamayacağım. Zira, enflasyon ve kuru bu noktaya getiren politikalar ve mevcut küresel konjonktür altında başka bir netice zaten sürpriz olurdu. Ben daha oldukca bu fiyatlamanın ne ima ettiğini ve ima ettiği iflas riski (default risk) oranının mevcut dış borç görünümü ile ahenkli olup olmadığına eğilmeye çalışacağım.

 

 

(Detaylı finansal verilere erişimi kısıtlı okuyucular Türkiye ve öteki ülkelerin CDS oranlarını bu adresten (http://www.Worldgovernmentbonds.Com/sovereign-cds/) takip edebilir)

 

Bu sayfadaki sıralamada Türkiye, geçtiğimiz dönemde Eurobond geri ödemelerini gerçekleştiremeyen Rusya’nın (CDS payı 13.775) hemen peşinde yer ediniyor. Türkiye’nin aktüel payı ise belli varsayımlar altında geri ödememe riskine verilen olasılığın %15 civarında olduğunu yansıtıyor. Bu oran bir fazlaca yüksek olsa da, Türkiye’nin dış borç geri ödemelerini gerçekleştirmeye devam edeceğine olan inancın halen daha çok bulunduğunu gösteriyor. Birazdan genel hatlarıyla aktaracağım Türkiye’nin önümüzdeki 12 aylık devre içinde karşı karşıya olduğu dış borç geri ödeme tablosundan da görüleceği şeklinde, rakamlar korkutucu büyüklükte olsa da, Türkiye’nin amme dahil her kesiminin geri ödemede yahut yüksek maliyetine katlanarak bu borcu yenilemede başarılı olacağını ben de düşünüyorum.

 

Son veriye göre, Türkiye’nin bir yıl arasında ödenmesi veya yenilenmesi ihtiyaç duyulan dış borç ücreti toplamı 182.3 milyar dolar düzeyinde. Bunun 83.3 milyar dolar ile ağırlıklı yükü bankacılık kesimi (hususi bankalar 54.2 ve amme bankaları 29.1 milyar dolar) üzerinde. Şirketler kesimi geri ödemesi ise 65.7 milyar dolar, sadece bunun ortalama %70’i akreditif şeklinde ithalata ilişik borçlardan oluşuyor, kısaca tamamen ekonominin büyüme dinamikleri ile seyir gösterecek yenilenme riski taşımayan bir büyüklük. Ayrıca, şirketlerin ortalama 5.4 milyar dolar borcu da kendi yurt dışı şubeler ve iştiraklerine ilişkin görünüyor. Geri kalan 29.4 milyar dolar borç geri ödemesi ise TCMB’nin yabancı merkez bankaları ile yapmış olduğu swap anlaşmalarından kaynaklanıyor. TCMB bu borçlanmaları esasen kullanmayıp bilançosunda tuttuğundan bu büyüklük de yenileme riski taşımamakta.

 

Türkiye ekonomisinin 180 milyar doları aşan yıllık dış borç servisi yükümlülüğü ve finanse edilmesi ihtiyaç duyulan gelecek 12 aylık cari aleni beklentisindeki kayda kıymet artışla (sene sonu 37.7 milyar dolar ve gelecek 12 ayda 24.4 milyar dolar açık beklenmekte) birlikte düşünüldüğünde ortaya çıkacak toplam döviz ihtiyacı, son günlerde 100 milyar doların dibine gerileyen TCMB toplam rezervlerinin belirgin üzerinde kalmayı sürdürmekte ve kağıt üstünde ürkütücü bir görünüm sunmaktadır.

 

Ancak, yukarıda bahsettiğim ayrıntılar ve bunlara ayrıca, banka ve şirketlerin dış kredi yenilemelerinin tarihsel seyrine bakıldığında da, en fena dönemlerde belirgin gerilese bile dış borç yenileme oranının (bankalar için son 12 aylık dönemde %90.3, kriz dönemleri olan 2009’da %45, 2001’de %35 ve 1994’de % 30) sıfırlanmadığı şirketler kesiminde ise son 12 aylık dönemde %128.1 düzeyinde olduğu izlenmektedir.

 

CDS yüksek ama…

Bankalar tarafında; bankaların likit döviz eşeysel aktiflerinin (efektif, yurt dışı bankalardaki muhabir hesaplar, Eurobond ve yabancı para mecbur karşılıklar toplamı) temmuz ayı başlangıcında 128.2 milyar dolara yükseldiği, şu demek oluyor ki bir yıl içindeki ödemeleri (83.3 milyar dolar) karşılamaya aslına bakarsanız fazlasıyla ehil kalacağı görülmektedir. Bu hesaba katmadığım bankaların TCMB’den swap ve döviz depo alacaklarının da 8 Temmuz itibarı ile 38.5 milyar dolar olduğunu belirtelim.

 

Görüldüğü benzer biçimde, mevcut CDS oranları ve ABD faizlerinin yükseldiği seviyeler 5 yıl üstü vadede Türkiye’nin tüm kesimlerinin dolar cinsi borçlanma maliyetlerini %12 ve üstü seviyelere taşıyarak dış kaynak akışı açısından oldukca zorlayıcı bir görünüm sunarken, geçmiş deneyimler ve yurt içi kesimlerin bu sürece hazırlıklı girmeleri geri ödememe riskinin realize olmayacağını düşündürüyor.

 

Sadece alıntıdır, Oksijen Gazetesinde orijinali için tıklayın

FÖŞ anlattı:  Erdoğan, Ekonomik Krizle Tarihe Geçecek

 

Bloomberg’e konuşan kaynaklar: Rusya, Akkuyu Nükleer Santrali için Türkiye’deki alt kuruluşuna milyarlarca dolar gönderdi

 

TÜİK Dış Ticaret İstatistiklerini deklare etti: Dış ticaret açığında çok önemli genişleme!

 

 

 

 

Book of Ra