Güldem Atabay: İki büyük merkez bankasının yolları ayrılırken… - 2022

Güldem Atabay: İki büyük merkez bankasının yolları ayrılırken… – 2022



Fed sert ve kesin adımlarla enflasyonu aşağı çekme yolunda ilerlerken, muhtemel ekonomik daralma dönemleri Avrupa ekonomisine gore daha yumuşak geçecek.

Dünyanın İki büyük merkez bankası olan Fed ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) küreselleşen finansal sistemin yarattığı 2008 Krizi’nin oluşmasında, peşinden pandemiyle gelen ikinci krizle mücadele yöntemleriyle göstere göstere gelen yüksek enflasyonla mücadelede finansal piyasaları ürkütmemek adına geç harekete geçmiş olmakla bugün yaşanan enflasyon sorununda pay sahibi. Şimdilerdeyse Fed ve ECB enflasyonun artık tahammül edilemez seviyelere yetişmesi sebebiyle harekete sert geçmekte tereddütsüz.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise Fed’e kıyasla daha zorlu bir dönemeçte şundan dolayı elinde çok yüksek enflasyon var, ufuktaysa ekonomik daralma. Bankanın enflasyonla sert mücadelesi doğası gereği ekonomik büyümeyi yavaşlatacak özellikte ve ekonomideki daralmanın kökleri ise tamamen kontrolü dışında.

Pandemi peşinden yükselen enflasyona müdahalede Fed’e kıyasla geç kalmasının nedenlerinden başlıcası elbette Euro Bölgesi’ni oluşturan ülkelerin çoklu ekonomik yapısı, risk seviyeleri değişik bankacılık ve finans sistemleri. Ukrayna’da çıkan savaş, Rusya işgali de bankanın elini yavaşlatan nedenler içinde doğal olarak. Fakat perşembe günü açıklanan 75 baz puanlık faiz artışı ECB’nin kuruluşlundan bu yana attığı en cesur ve en büyük adım. Keza, manşet TÜFE enflasyonu Euro Bölgesi’nde pandemi öncesi %1’in altındayken şimdi %9,1. Gündemdeki doğalgaz krizi ise ECB’nin sorumluluğundaki enflasyonun birkaç ay arasında üç haneye erişmesi riskini bununla beraber taşımakta. Banka enflasyonu istek tarafınca besleyen dinamiği törpülemekte kesin, üstelik ufukta doğalgaz krizi ile birlikte beliren ekonomik daralma riskine karşın.

Bu açıdan bakınca ECB 75 baz puan faiz artışı yerine, Euro Bölgesi’nin doğalgaz şokuyla artan daralma olasılığı eşliğinde hedeflediği iç talepte ılımlılaşmanın kendi kendine geleceğini varsayıp, daha küçük ölçekli bir adım atabilirdi. Ya da beklediğinden daha sert bir daralmayla iç talebin aslına bakarsanız hızla zayıflayacağını hesaba katarak işi ekonominin kendi döngüsüne bırakabilirdi. Onun yerine banka 75 baz puan faiz artışı gerçekleştirdi, yüksek enflasyon/fiyat istikrarı problemininin ekonomik büyümeye yardımcı vermenin önünde bulunduğunu ilan etti. Faiz artışıyla eş zamanlı olarak da büyümede aşağı yönlü, enflasyon da ise yukarı yönlü güncellemeler yapmış oldu; faiz artışlarına- daha küçük adımlarla da olsa- devam mesajı da verdi.

Atlantik’in öte yanında Fed Başkanı Powell ise Amerika merkez bankasının 21 Eylül faiz kararı öncesi yaptığı açıklamalarda dünyanın yapısal olarak yüksek enflasyona kaydığını idrak etmek gereğinden bahsederken, ABD ekonomisinin mevcut aşamadaki gücüne ve istihdam piyasasındaki duruma bakarak iki hafta sonraki toplantı için tekrar 75 baz puan daha ürem artıracaklarının da açık sinyalini verdi. Dolar Endeksi yeniden yönünü yukarıya çevirdi. Hem gelişmiş ülke para birimleri aynı zamanda gelişmekte olan ülke para birimleri kıymet kaybetmeye devam etti.

ECB’nin tahmin setine bakınca, yüksek faiz artışını rasyonalize ederken, büyüme beklentisini aşağıya çekmesine karşın halen iyimser olduğunu düşünmek için oldukça fazla niçin var. 2023’te %0,9 büyüme bekleyen bankanın aksine, 20232’te Euro Bölgesi’nde %1 civarında daralma beklentisi daha genel kabul görmekte. Üstelik üç haneye yetişmesi ancak vakit meselesi olan Euro Bölgesi enflasyonunun 2024 ikinci çeyrekten itibaren %2,2 civarına inmesini beklemek de optimist bir yaklaşım banka adına.

ECB bugün verdiği kadar sert adımlarla ilerlemekte enerji şoku nedeniyle zorlanacak, 2023’te olumlu gelişme beklentisini aşağıya güncellemesi; bir ihtimal eksi bölgeye çekmesi gerekecek. Fakat buna rağmen, kısa vadede, bu sene sonuna kadar toplamda bir 75 baz ürem artışı daha- muhtemelen ekimde 50 baz puan ve aralıkta 25 baz puan olmak suretiyle- şimdilik mümkün görünüyor. Faiz artışlarınınsa büyük ölçüde ECB’nin kontrolü dışındaki güçler tarafından artan Euro Bölgesi enflasyon baskılarını yakın vadede azaltmada oldukça destek olması basit değil. Avrupa için yüksek enflasyonu hedef %2’ye yakınlaştırmanın yolu Avrupa’nın enerji krizinin çözümünden, bu çözüm yolunda lüzumlu olan yatırımların tamamlanmasından geçiyor. Daha yüksek ürem seviyesi ise bu yatırımları geciktirme potansiyeli içeriyor.

ABD tarafındaysa vaziyet fazlaca daha değişik. Yüksek enerji maliyetlerinin payı Avrupa için olduğundan çok daha düşük, ekonomik aktivite enerjisini iç talepten alıyor. İstihdam piyasasında çalışan eksikliği var ve işsizlik tarihi düşük seviyelerde. Eylül toplantısında 75 baz puan artırdıktan sonra muhtemelen kademeli olarak daraltacağı faiz artışları adımları 2023 ortasına kadar devam edecek benzer biçimde. Powell’dan gelen mesajlardan anlaşıldığı üzere Fed’in 2023 ortasında tamamlayacağı ürem artışlarından faiz indirimine geçmesi 2024’ten ilkin zor. Powell’ın sözlerindeki “yeni devrin yapısal yüksek enflasyon sorunu” da ürem indirimlerinin alanının kısıtlı olacağı anlamına geliyor. Üzerine bir de bankanın 12 ay içinde piyasadan 1 trilyon dolar çekeceğini ve bilanço küçültmeye 2024’te de devam edeceği eklenirse Fed’in enflasyonla mücadelede yolunun fazlaca daha açık olduğu ortaya çıkıyor.

Özetle, Fed sert ve emin adımlarla enflasyonu aşağı çekme yolunda ilerlerken, muhtemel ekonomik daralma dönemleri Avrupa ekonomisine gore daha yumuşak geçecek. İşsizlik diplerden yukarı ne olursa olsun dönecek sadece %3,7’den %4,5 civarına ancak ulaşacak gözüken.

ECB tarafı ise, enflasyon şoklarına daha ağır maruz duracak, yapısal enflasyon enerji krizini çözmesi için lüzumlu yatırımlarla daha yapışkan hale dönüşecek, ekonomisi daha sert daralacak ve Euro Bölgesi işsizlik oranı mevcut %6,6 seviyesinden yine %8-8,5 seviyesine yönelecek.

İki büyük merkez bankasının farklılaşan talihleri ve yolları EUR/USD paritesini de baskı altında tutmaya devam edecek. Sene sonucunda ve hatta 12 aylık dönemde 0,90-0,95 aralığı oldukca makul bir seviye  Fed ve ECB’nin iyice farklılaşacak tempolarına bakınca. Üstelik, küresel büyümede geniş bir toparlanma, yatırımlarda artış, enerji fiyatlarında keskin bir düşüş veya Fed’in faiz indirimi görmeden EUR / USD’nin daha aşağılara yolu olması da son aşama mümkün.

Dış borç ödemelerinin ve ithalat harcamalarının mühim bölümü dolar bazında, ihracat gelirlerinin de ağırlıklı kısmının Avrupa’ya euro bazında yapan Türkiye açısından bu gelişmeler mühim.

Malum, Yeni Ekonomi Modeli Türkiye ekonomisini başarıdan başarıya savurduğu için cari açık GSMH’nin %7’sine dayanmış, merkez bankası rezervleri swaplar hariç eksi 52 milyar dolara kazık çakmış durumda döviz kıtlığı yaşamaktayız. Resmi enflasyonu %80 olan ülkemiz bu gelişmelerden, EUR / USD’nin parite altına kaymasından, ürem artışlarının yarattığı finansman yükünden olumsuz etkilenecek.

+Gerçek