Enerji tutarları için analistlerden endişelendiren tahmin  - 2022

Enerji tutarları için analistlerden endişelendiren tahmin  – 2022



Son bir yıldır dünyayı tesiri altına alan enerji krizinin yarattığı yüksek elektrik ve naturel gaz fiyatlarının en az 2025’e kadar devam edebileceği öngörülüyor.

Ekonomilerin Kovid-19 salgınından toparlanmaya başlaması sonrası arzın enerji talebindeki artışa yetişememesi kararı geçen sene eylül itibarıyla kendini hissettirmeye başlamış olan enerji krizi, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın peşinden boyut değiştirdi.

Mevcut arz-talep dengesizliğine ek olarak Batılı ülkelerin savaş sebebiyle Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar ve Rusya’nın bilhassa Avrupa’ya gaz arzını önce kademeli olarak, en son da sınırsız bir şekilde kesmesi enerji krizini tırmandırdı.

Geçen sene eylülün başlangıcında Avrupa’da en çok derinliğe sahip Hollanda merkezli organik gaz ticaret noktası TTF’de muamele gören vadeli kontratların fiyatı megavatsaat başı fiyatı 30 avro seviyesindeyken, fiyatlar bir sene süresince devamlı artış gösterdi ve yüzde 1000 artışla geçen hafta megavatsaat başına 346 avroyu gördü.

Doğal gazın megavatsaat başı fiyatı savaşın başlamasından önceki gün olan 23 Şubat’ta ise 87 avro seviyesindeydi. Doğal gazın Avrupa’nın elektrik üretimindeki payının ortalama yüzde 25 olması nedeniyle, yüksek gaz tutarları elektrik üretim maliyetlerine de artış olarak yansıdı.

Kömür fiyatlarının da bu süreçte üstün dereceli seviyeye erişmesi ve arz endişeleri nedeniyle Avrupa’nın gösterge elektrik piyasalarından Almanya’da ağustosta elektrik tutarları ilk kere megavatsaat başına 700 avroyu geçti. Bu sayı 6 ay önce 128 avro, 1 yıl önce 82 avro, 2 sene önce 35 avro seviyesindeydi. Böylece, elektrik fiyatları da enerji krizinin başından beri ortalama yüzde 755 arttı.

Avrupa elektrik fiyatlarındaki artışlar, politika yapıcıları elektrik endüstrisine müdahale etme mevzusunda harekete geçirdi.

Gaz fiyatı mart-ağustos döneminde yüzde 370 terfi etti

Londra merkezli düşünce kuruluşu Ember Kıdemli Enerji ve İklim Analisti Sarah Brown, AA muhabirine yapmış olduğu değerlendirmede, enerji krizinin kısmen istila sonrası arz-istek dengesizliği sebebiyle oluştuğunu fakat Rusya’nın hamlelerinin savaştan öncesinde de Avrupa Birliği’ndeki (AB) gaz fiyatlarındaki artışa yol açtığını belirtti.

Gazprom’un stratejik davranarak AB’deki gaz depolarını doldurmadığını dile getiren Brown, şu detayları paylaştı:

“Rusya, gaz talebi arttığında AB’ye doğal gaz akışını da artırmadı. Temmuz-Aralık 2020’de megavatsaat başı yaklaşık 11 avro olan TTF fiyatı Temmuz-Aralık 2021 döneminde yaklaşık 70 avroya terfi etti. Bu artış savaş nedeniyle değildi fakat savaş gaz krizini ağırlaştırdı. Mart ayında megavatsaat başı 216 avroya kadar çıkan TTF fiyatı temmuz ve ağustosta yeni rekor seviyelere ulaştı. Bu artışlar Kuzey Akım üzerinden gaz akışının önce yüzde 20’ye kadar düşürülmesi ve Rusya’nın gazın tamamen kesileceğine ilişik tehditleri sonrası meydana geldi. TTF fiyatları Mart-Ağustos 2022 döneminde megavatsaat başı ortalama 136 avro oldu. Bu rakam geçen yılın aynı döneminde megavatsaat başı yaklaşık 29 avroydu. Yani bu zamanda ortalama fiyatlar üstünden yüzde 370 artış yaşandı. Avrupa gaz fiyatlarının minimum 2025’e kadar megavatsaat başına 100 avronun üstünde kalması umut ediliyor. Bu seviyedeki fiyatlar, elektrik üretiminde naturel gaz kullanılmaya devam ettiği sürece elektrik için de yüksek fiyat anlamına geliyor.”

“AB’nin temel politika hatası ithal gazı geçiş deposu olarak görmesi”

Brown, Avrupa’nın enerji krizinden çıkış yolunun yenilenebilir kaynaklar olduğunu anlatım ederek, “Avrupa’nın son 10 yılda enerji politikasındaki temel hata ithal ettikleri organik gazı geçiş deposu olarak görmesi ve ucuz ve temiz olan yenilenebilir kaynakları daha hızlı devreye almaması. Fakat şu anda hatalardan ders çıkarıldığını düşünüyorum ve üye ülkeler elektrik tedarikinde pak kaynakları daha çok kullanmak için acil adımlar atıyor. Savaş ve enerji krizi, yenilenebilir enerjiye dönüşümü hızlandırdı.” diye konuştu.

AB’nin REPowerEU planında bu hedeflerin yer aldığını kaydeden Brown, 2035’e kadar elektrik üretiminin temiz kaynaklardan sağlanmasına yönelik hedefin başarılmasının elektrik faturalarını aşağı çekeceğini, enerji güvenliğine katkı sağlayacağını ve emisyonları düşüreceğini anlattı.

Brown, şu an alınan geçici acele çözümlerin AB’yi iklim hedeflerinden saptırmaması gerektiğine işaret ederek, “AB bu hedeflerden sapmayacaktır da. Şu anda toplam gaz tüketimini gelecek 7 ayda yüzde 15 düşürmek için mühim adımlar atılıyor ve fosil yakıtlara olan talebi düşürme çabaları bu kış oradan da devam edecek. Bu adımlara ek olarak daha süratli biçimde güneş ve rüzgar kapasitesi oluşturulması, enerji krizinin çözümü.” dedi.

“Talebi ve gaz kullanımını azaltmak için somut adımlar gerekli”

Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) Avrupa Analisti Ana Maria Jaller-Makarewicz de enerji krizini tetikleyen arz-talep problemlerine dikkati çekerek, “Aşırı hava vakaları nedeniyle enerji talebinin artması ve nükleerden elektrik üretiminde yaşanmış olan sorunlar da krizin diğer faktörleri arasında yer ediniyor. Gaz ve elektrik fiyatlarının önümüzdeki 1-2 yıl daha aşırı yüksek kalabileceğini ve daha sonra birazcık olsun düşüş yaşanmasına karşın gelecek 5 yılda yüksek fiyatların bizimle olacağını düşünüyorum.” öngörüsünde bulunmuş oldu.

AB’nin REPowerEU planında enerji krizini çözmek için iddialı hedefler belirlediğini anımsatan Jaller-Makarewic, ülkelerin birlikte hareket etmemesi durumunda bu hedeflerin uygulanmasında problemler yaşanabileceğini dile getirdi.

Jaller-Makarewic hem de ülkelerin doğal gaz altyapısını genişleterek organik gaz tedarik problemlerine çözüm bulma ihtimalinin de bir risk oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Hükümetler şimdiden başlayarak naturel gaz ve elektrik talebini düşürmek ya da gazın payını azaltmak için somut çözümler sunmalı. Bunlardan birisi geniş çaplı bir programla ısı pompalarının yaygınlaştırılması olabilir.”