Dr Ozan Bingöl sordu:  TMSF’nin Kayyım Olduğu Şirketlerde Dev Bağışlar  Nereye Gidiyor? - 2022

Dr Ozan Bingöl sordu:  TMSF’nin Kayyım Olduğu Şirketlerde Dev Bağışlar  Nereye Gidiyor? – 2022



Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) birinci ve asli göreve mevduatın sigortalanmasıdır. Ancak vakit arasında Fona, mevduat sigortacılığı rolü ile doğrudan ilgisi olmayan çeşitli görevler de yüklenmiştir. Bu görevlerden birisi de “Kayyımlık” görevidir.

 

TMSF bu kayyımlık göreve nedeniyle 2021 sonu itibariyle 83,6 milyar liralık aktif büyüklüğe sahip şirketleri idare etme yetkisine haiz büyük bir Holdinge dönüşmüştür. Bu hususu belirtmek için yazımıza “TMSF Holding A.Ş.” başlığı verilmiştir.

 

 

TMSF’nin Kayyım Olduğu Şirketlerde Bağış Sorunu…

Bu yazının kaleme alındığı tarihten sonraki bir tarihte Kamuoyu Aydınlatma Platformuna (KAP) düşen bir bildirim dikkatimizi çekti. Bildirim halka aleni bir şirket olup TMSF tarafından kayyımlık ile yönetim edilen Koza Altın İşletmeleri A.Ş. Ile alakalı idi ve özel konum açıklamasının konusu Koza Altın tarafından yapılacak bağış ve yardımlar hakkında idi.

 

Aşağıda yer verdiğim bilgilerden de görüldüğü üzere sadece 2022 yılı için “Halka Açık” bir şirketten aktif büyüklüğünün %4’ü şeklinde bir oranda bağış ve yardım yapılması yetkisi veriliyordu. Bu yetkinin kullanılması durumunda KOZA Altın Yönetim Kurulu bir sene için 484.000.000 TL bağış yapabilecekti.

 

TMSF’nin kayyımlık ile yönettiği bir şirketteki bağışın büyüklüğünü şirket halka açık olduğu ve KAP’a bildirim yükümlülüğü olduğu için öğrenebildik. Rakam dudak uçuklatacak kadar büyük. Borsa’da bu şirkete yatırım yapmış küçük yatırımcının temettü hakkının bağış olarak dağıtılması apayrı bir sorundur. Ayrıca, etken büyüklüğün %4’ü kadarlık bir bağış basiretli bir tüccarın yapacağı büyüklükte bir bağış mıdır? Bu bağışın kullanım kriterleri, kimlere, hangi sivil camia kuruluşlarına veya kişilere dağıtıldığı da tam olarak şeffaf bir biçimde efkarı umumiye ile paylaşılacak mıdır?

 

Halka açık olmayan şirketlerden meydana getirilen bağış fiyatları ne kadardır? Kimlere, hangi kuruluş ve kuruluşlara yapılmıştır? Bağış yapılırken ve bağışla inşa edilen yapılarda kamu yararını gözetecek önlemler alınmış, denetim mekanizmaları oluşturulmuş mudur?

 

 

VE SORULARIMIZ…

TMSF’nin kayyım olduğu şirketlerle alakalı tartışmalar, birtakım yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları son dönemde ciddi şekilde dillendirilmeye başlandı. Biz burada şahıs veya kurumları doğrudan hedef almadan, cevaplanmasını kamuoyu adına da istediğimiz, birtakım soruları dile getireceğiz. İşte sorular.

 

1- Darbe girişimi sonrası kayyım atanan şirket, kişi ve diğer işletmelerin kayyımlıkları 674 sayılı KHK ile ( KHK 6758 sayılı Kanun olarak kanunlaşmıştır.) TMSF’ye verilmiştir. TMSF 31.12.2021 itibariyle 83,6 milyar liralık büyüklüğe sahip bine yakın firma/şahıs için tam veya kısmi kayyımlık rolü yürütmektedir. 6758 sayılı Kanunun 19. Maddesi uyarınca bu şirketler ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar şeklinde yönetilmiş midir?

 

2- Kayyım olarak atama edilen kişiler, idame eden soruşturma sebebiyle bir firması yönettiklerini, şirketin sahibi olmadıklarını bilerek mi hareket ettiler? Kayyımın esas görevinin kendisine emanet edilen şirketin hak ve çıkarlarını korumak olduğu dikkate alınmış mıdır?

 

3- Kayyımlık ile yönetilen şirketlerin sahiplerinin tahkikat ve kovuşturma sonrası beraat etmesi durumunda kayyımların kötü yönetimi sebebiyle açacağı davalar nedeniyle Hazinenin uğrayacağı zararların tekrar vergilerimizden ödeneceği bilinmekte midir?

 

3- Kayyım atanacak kişiler için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak ve belli suçlardan mahkum olmamak şeklinde aranın şartlar haricinde öğrenim ve öteki niteliklerin mevzuatta düzenlenmemesi bu atamalarda keyfiliğin önünü açmamış mıdır?

 

4- İlgili şirketlere atanacak yönetim kurulu üyeleri ve üst yönetimin tayininin ve görevden alma yetkisinin siyasal bir figür olan, siyasal tesir ve baskılara açık, siyasal saik ile hareket etmesi beklenen TMSF’nin görevli olduğu Bakana (ilk dönem Başbakan Yardımcısı Nurettin CANİKLİ’ye) bırakılması yönünde bir tercih niçin yapılmıştır? Bu tercih doğru bir tercih idi ise, beş senelik uygulama sonrası niçin belirleme ve görevden alma yetkisi yeniden TMSF’ye verilmiştir? Yanlış bir tercih ise neden beş yılı aşkın süre bu yöntemde ısrarcı olunmuştur?

 

5- Siyasi bir figür olan Bakan tarafınca kayyımlık ile yönetilen şirketlere kimler, hangi kriterlere bakılırsa atanmıştır? Bu atanan kişilerin Bakan ile akrabalık, danışmanlık, şoförlüğünü yapma, ticari hayatta iş ilişkisi içinde olma veya aynı partiden olma benzer biçimde objektif karar verme periyodunu ve kayyımlık görevini etkileyecek nitelikleri bulunmakta mıdır?

 

6- Yedi yüzün üstünde şirkete yaklaşık 5 yönetim kurulu üyesinden 3500 kişi, ayrıca şirket üst yöneticilerini belirleme mevzusunda Bakan bu yüksek fedakarlığı gösterecek zamanı nereden bulmuştur? Atanan bu kişilere yapılacak aylık ödemelerin, bireyin tecrübesi, bilgi birikimi, öğrenim düzeyi ve pozisyonu ile şirketin özelliği dikkate alınarak Bakan tarafınca belirleneceği dikkate alındığında, Bakan bu ince işleri hangi vakit diliminde gerçekleştirmiştir? Bu ulu fedakarlık örneğini ne uğrana yapmıştır?

 

7- Şirketlere atananların, gerek atamasının gerekse görevden alınma yetkisinin, siyasal bir kişilik olan Bakana verilmesi ve bu yetkinin kullanımında herhangi bir gerekçenin belirtilmesine de gerek bulunmaması, şirket yönetimlerinin tam anlamıyla Bakana lafınızı dinleyen bir mekanizmaya dönüştürmesi anlamına gelmemekte midir?

 

8- Şirketlerde kayyımlardan kaynaklı ne tür yolsuzluk ve usulsüzlükler yaşanmıştır? Kayyımların iş ve işlemlerini, kayyımlık görevlerini usulüne müsait yerine getirip getirmediklerini denetlemeye yönelik bir mekanizma öngörülmüş müdür?

 

9- Şirketlerden kimlere, hangi vakıf ve derneklere, hangi belediyelere ne tür ayni ve/yada nakdi bağışlar yapılmıştır? Kayyım olarak belli bir müddet firma idaresi ile yetkilendirilen kişinin, şirketin maliki benzer biçimde bağış yapma yetkisi var mıdır? Yargılama sonucunda beraat edip şirketinin başına geçen kişilerin bu paraları Devletten isteme hakları göz ardı mı edilmiştir?

 

10- Bu şirketlerin, bağımsız denetimleri, tam onaylama ve KDV iade hizmetleri belli görüş veya siyasal partiye yakın meslek mensuplarına paylaştırılmış mıdır?

 

11- Bu şirketlerce verilen reklam ve ilanların belli siyasi partiye yakın basın ve yaygın organlarına yönlendirilmesi yönünde bir siyaset izlenmiş midir?

 

12- Daha ilkin hiç reklam vermeyen ve reklam verme ihtiyacı olmayan firmalar, lüzumsuz yere reklam harcaması dibine sokularak, belli medya organları bilhassa desteklenmiş midir?

 

13- Bu şirketlerin mal tedarik işlemleri, kayyımlık daha sonra özellikle bazı şirketlerin yararına olacak biçimde değiştirilmiş, mal tedarikleri piyasa şartlarına aykırılık teşkil edecek halde belli bazı firmalara yönlendirilmiş midir? Bu firmaların, TMSF’den görevli ve tüm yönetim kurulu üyeleri ile üst yönetimi tayin yetkisine haiz Bakana veya Bakanın üyesi olduğu siyasal partiye yakınlığı laf konusu mudur?

 

14- Şirketlerin ürettiği malların satılmasında, bayilik dağıtımında basiretli bir tüccar gibi davranılmayarak piyasa şartlarının haricinde uygulamalar söz mevzusu olmuş mudur?

 

15- Şirketlerin gayrimenkulleri yada taşıtları satılmış ise bunların satışında piyasa koşullarının dışına çıkan, belli şahıs yada firma lehine olacak türde uygulamalar laf mevzusu olmuş mudur?

 

16- Otuzbeşbinin üstünde personeli olan bu şirketlere personel alımında, usulsüzlük, kayırmacılık, nepotizm, partizanlık yapılma mıdır?

 

17- Yukarıdaki soruların özeti mahiyetinde soralım: TMSF’nin kayyım olarak görevlendirildiği firmalar bir tür ARPALIK olarak kullanılmış mıdır?

 

18- Kayyımlık ile yönetilen firmalar üzerinden bu denli yüksek bağış yapılmasının sebebi nelerdir? Bağışların yapılmasında hangi kriterler uygulanmaktadır? TMSF’nin kayyımlıkla yönettiği şirketler üzerinden yapılan milyarlık bağışlar kimlere, hangi kuruluş ve kuruluşlara hangi şekilde dağıtılmıştır? Halka aleni şirketlerden meydana getirilen bağışların büyüklüğü küçük yatırımcıyı mağdur etmemekte midir? TMSF’nin kayyımlıkla yönettiği halka açık olmayan şirketlerdeki bağışın boyutu nelerdir?

 

Yukarıdaki soruları sormak ve cevapları almak hakkımız. Çünkü, uzun solukta kayyımlık ile yönetilen şirketlerde yapılan her türlü usulsüzlük, yolsuzluk ve yanlış uygulamaların faturası bizlere çıkacak. Nasıl mı? Bu şirketlerin aslolan sahipleri soruşturma nihayetinde suçlu bulunmaz ise, tüm bu yolsuz ve usulsüz uygulamadan dolayı Devlete karşı tazminat davaları açacaklar ve kazanacakları bu tazminatlar bizim vergilerimizden ödenecek. Yok, suçlu bulunurlarsa TCK hükümlerine bakılırsa müsadereye laf konusu olup Devlet uhdesine geçecek şirketlerin kıymeti usulsüzlük ve yolsuzluk nedeniyle daha düşük olacak. Aradaki ayrım kadar Devletin, dolayısıyla bizlerin kaybı söz mevzusu olacak.

 

Yukarıdaki soruları sorma ihtiyacı bile, bu ülkede kurum ve kuralların doğru işlemesine, yönetimde şeffaflığa, hesap verilebilirliğe, faal denetime her zamankinden daha fazla açlık duyulduğunu göstermektedir. Çünkü, bizi yönetenler şeffaflık ile ahlak edilmediği sürece, bu soruların da, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin de sonu gelmeyecek. Yapanın yanına kâr kalacak.

 

Güncelleme: Yazıdaki mavi yazılan bölüm ve paragraflar 27.08.2022 tarihinde eklenmiştir.

 

 

 

Yazarın blog sitesinden alıntıdır. Detaylı incelemenin tamamını okumak için linki tıklayın

 

 

Kılıçdaroğlu: “Peker’in iddiaları yargıya taşınacak”

 

Nebati, ‘Endişe yok’ demişti… şirketler

 

Doç.Dr.Evren Bolgün