Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Borçların kamulaşmasının ilk adımı...’ - 2022

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Borçların kamulaşmasının ilk adımı…’ – 2022



Son 10 senedir Türkiye’ye bir şey anlatmaya çalışıyorum. Bizim benzer biçimde ülkelerde kredinin geçim parası haline dönüştüğü yapılarda bu işin sürdürülebilirliği yok. Şayet ayağa yere basan bir strateji oluşturup, borcun ödenebilip, sonrasında da borçsuz yaşanabilecek yapılar kurmazsak filmin sonu belli.

Benim savım şuydu: Bu trend günün nihayetinde gerçek sektörden bireylere kadar bütün borcun kamulaşması sonucunu doğurur. Özellikle pandemi sürecinde dünyanın gelişmiş ülkeleri vatandaşlarına karşılıksız para verirken, bizim borç önermemizle patlayan oranlar, ortadaki bakiyeyi ödenebilir olmaktan çıkardı.

Bu nedenle 2011 itibariyle daha yüksek perdeden bu uyarıyı yapıyorum. Çünkü bu borç ödenemezse, üstü silinecek bir yapıda değil. Çoğu bankalar yoluyla meydana getirilen bu borçlanma mevduatlar üstünden aktarılmıyor.

Tamamına yakını bankaların sendikasyon kanalıyla yurtdışı borçlanmaları neticesinde getirilen sermayenin kredi olarak dağıtılmasıyla sonuçlanıyor. Yurtdışından getirilen paraların da devlet güvencesinde bulunduğunu biliyoruz.

Bu nedenle en iyi ihtimalle bankalar zarar yazar ve vergiden düşer. Fakat bu uyarıların hiçbiri dikkate alınmadı. Şayet siz bir ülkede, insanları gelirinin üstünde harcamaya zorlayarak tüketim ekonomisi uygular; bunu da borç parayla yaparsanız, geliri gerçek olmayan enflasyon üstünden artan insanoğlu, temel gereksinimlerini kredi ve kredi kartıyla karşıladığından sistem tıkanır.

Nitekim olan da bu. Son yapılan uygulamaya bakın. Dar gelirli vatandaşların 2 bin TL’ye kadar olan borçları sıfırlanıyor. Elektrik, su, doğalgaz, telefon benzer biçimde temel ihtiyaç başlıklarındaki borçları da devlet üstüne alıyor. Toplamda 30 milyar TL’ye varacak bir maliyet.

Bazıları bunu gaz alma, bazıları seçim yatırımı, bazıları da popülizm olarak nitelendirdi. Hangisinin tesiri vardır bilinmez ama gerçek şu ki, bu borçların kamulaşmasının ilk sinyalidir. Ödeme kabiliyetinin yitirildiği bir borç yapısı içinde topun ilk patlak verdiği yere meydana getirilen yamadır. Çünkü 2 trilyon TL’ye yaklaşan tüketici ve KOBİ borçlarının döndürülebilme yeteneği kalmadı.

Bununla alakalı çözüm önerilerimi de kaleme almıştım. O yüzden tekrarlamayacağım. Ama şu bir reel ki, bir devre kendi borçlanma ihtiyacını özel sektöre ve vatandaşa yükleyip, orada batık derecesinde borçlar yarattıktan sonra, müdafaa olarak da ‘bu kamunun borcu değil’ tezini savunanlar iflas etmiştir.

Zira borcun kaynak yapısı, günün sonucunda bütün borcu istimlak tehlikesini içeriyordu ve nitekim yapılan harekette de 24 milyona varan icra dosyasının büyük rolü var. O nedenle artık mesken sektörünü desteklemeyi bırakıp, eldeki kaynağı borcun kalıcı olarak ödenebilmesinde, en azından ana parayı ödeyebilecek taksitlerle yapılandırılmasında kullanmanın zamanı.

Yoksa inanın bu 30 milyar TL daha başlangıç. Bir sistem dahilinde yapılmazsa da, tıpkı 128 milyar dolar benzer biçimde bu kaynak da heba olup gidecek ve kamuya yük olarak duracak.

[email protected]hoo.Com

 


İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Kimsenin işine yaramayan maaş...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Kimsenin işine yaramayan maaş…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Ezber bozan Ordu'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Ezber bozan Ordu’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Dünya yetenek avında...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Dünya kabiliyet avında…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Karttan çek...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Karttan çek…’